Alerji Nedir? Neden Alerji Oluyoruz ve Alerjiler Neden Giderek Kötüleşiyor?

Bilimsel ilerlemelerin damgasını vurduğu bir çağda, ölümcül hastalıkları başarıyla ortadan kaldırdık ve çeşitli sağlık sorunlarına çözümler geliştirdik. Ancak, tam olarak anlaşılamayan ve çözülemeyen inatçı bir sorun var: alerjiler. Vücudumuzun alerjenlere nasıl tepki verdiğini anlamada kaydedilen ilerlemeye rağmen, alerjilerin neden devam ettiğini ve daha da endişe verici olanı yaygınlıklarının neden artmakta olduğunu henüz tam olarak anlayabilmiş değiliz. Bu içeriğimizde bu sorunlara yanıt arayacağız.

Alerjiler, bağışıklık sistemimizin alerjen adı verilen genellikle zararsız maddelere karşı verdiği hiperaktif tepkilerdir.

Yaygın alerjenler arasında polen, toz akarları, hayvan tüyleri, bazı gıdalar ve böcek sokmaları yer alır. Belirtiler hapşırma ve kaşıntı gibi hafif belirtilerden, hayatı tehdit edebilecek bir reaksiyon olan anafilaksi gibi şiddetli belirtilere kadar değişebilir.

Alerjiler dünya çapında yaygın bir sağlık sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde 1 milyardan fazla insan bir tür alerjiden muzdariptir. Özellikle gelişmiş ülkelerde yaygındır.

Evrimsel açıdan bakıldığında, alerji dediğimiz şeyin parazitlere ve toksinlere karşı koruyucu mekanizmalar olduğu öne sürülmektedir. Ancak, bu tepkilerin günümüzün sterilize edilmiş dünyasında daha az faydası vardır, yine de devam etmektedirler.

Kirlilik de dahil olmak üzere modern çevresel faktörler alerjilerin ilerlemesine neden olur. Alerjenler kirlilik partikülleri ile bağlanarak alerjik tepkileri yoğunlaştırabilir.

Alerjilerin genetik bir yönü de vardır. Eğer ebeveynlerinizde alerji varsa, sizde de görülme olasılığı daha yüksektir.

Hijyen hipotezi, modern ve temiz ortamlarımızın erken çocukluk döneminde bizi enfeksiyonlara daha az maruz bıraktığını ve bunun da daha fazla alerjiye yol açabileceğini öne sürmektedir. Bağışıklık sistemlerimizin bu maruziyetler tarafından uygun şekilde yanıt vermek üzere ‘eğitilmesi’ gerekmektedir.

Peki alerjiler neden kötüleşiyor?

İklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar ve CO2 seviyeleri daha uzun polen mevsimlerine ve daha güçlü alerjenlere yol açarak alerjik reaksiyonları şiddetlendirmektedir.

Bir başka kötü etkileyen etken de kentleşme ve artan maruziyet.

Şehirleşme, daha fazla insanın konsantre bir alanda alerjenlere maruz kalması anlamına gelir. Binalar ve evler alerjenleri hapsederek daha yoğun maruziyete yol açabilir.

Beslenme değişiklikleri de alerjiyi tetikleyen nedenler arasında yerini alıyor.

İşlenmiş gıdalar açısından zengin olan modern diyetimiz, bağışıklık tepkilerimizin gelişmesinde önemli bir rol oynayan bağırsak mikrobiyomumuzu etkileyebilir. Bu da bizi alerjilere karşı daha duyarlı hale getiriyor olabilir.

Hepimizinde bilidği gibi stres birçok hastalığın anasıdır. Strese bir de yaşam tarzı değişiklikleri eklenince alerjinin tetiklenmemesi elde değildir.

Artan stres seviyeleri ve hareketsiz yaşam tarzları bağışıklık sistemimizi zayıflatarak bizi alerjilere karşı daha duyarlı hale getirebilir.

Tabii bu alerjileri yönetmenin ve azaltmanın bazı yolları mevcuttur. Bunlar;

  • Tıbbi Müdahaleler: Alerjinin tedavisi olmasa da antihistaminikler, kortikosteroidler ve immünoterapi gibi tedaviler semptomların yönetilmesine yardımcı olabilir.

  • Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Sağlıklı bir diyet, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve alerjenlere maruz kalmanın azaltılması alerjilerin yönetilmesine yardımcı olabilir.

  • Gelecekteki Gelişmeler ve Tedaviler: Alerjileri daha iyi anlamak ve daha etkili tedaviler geliştirmek için araştırmalar devam etmektedir. Potansiyel alerji aşıları gibi heyecan verici gelişmeler ufukta görünmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx