Ogün Temizkanoğlu: Hayallerimi Şenol Güneş çaldı

Trabzonspor ve A Milli Takımın eski futbolcularından Ogün Temizkanoğlu önemli açıklamalarda bulundu. Ajansspor’dan Ahmet Uykan’a Trabzonspor ve Türk futboluna dair konuşan Temizkanoğlu, Şenol Güneş’in ise hayallerini çaldığını söyledi.

Futbola ne zaman başladınız?

Futbol topuyla 1976 yılında Almanya’da tanıştım. İlkokulla birlikte futbol tutkum da başladı diyebilirim. Okumayı pek sevmediğim için futbol daha ağır bastı. Tabii ki şimdi keşke okusaydım diyorum. Rahmetli babam, futbolcu olmamda bana büyük destek verdi. 14 yaşına kadar Almanya’da futbol oynadım. 1983 yılında Trabzonspor’un altyapı seçmelerine katıldım. O zaman rahmetli Cemil Usta (Dozer Cemil) ve Giray Bulak, tarafından beğenildim. Trabzonspor maceram da böyle başladı.

Hangi mevkide oynuyordunuz? Beğendiğiniz veya örnek aldığınız biri var mıydı?

Almanya’da orta sahada oynadım. Trabzonspor’da ise Giray Bulak Hoca bana defansta görev verdi. Stoper oynattı. O dönem İtalyan Franco Baresi çok popülerdi. Onu izlemekten keyif alırdım.

Trabzonspor’da A Takım’a ne zaman yükseldiniz?

4 yıl sonra yani 18 yaşında A Takım’la idmanlara çıkmaya başladım. O dönem her perşembe çift kale maçlar yapılırdı. Hem yapılı hem de sağlam bir fiziğe sahip olduğum için A Takım’ın çift kale maçlarına beni de alırlardı. Urbain Braems’ın gelişiyle A Takım’a dahil edildim.

Takıma adapte olmak zorlandınız mı?

Çok sevdiğiniz mesleği yaptığınızda tabii ki bazı zorluklar vardır. Oraya girmek kolaydır ama orada kalmak zordur. Özellikle üst seviyede oynamak meşakkatlidir. Sürekli kendinizi geliştirmeniz gerekli. Benim bir avantajım vardı. Almanya’dan geldiğim için futbol hayatım boyunca

Genelde altyapıdan A Takım’a çıkan oyuncular ilgisizlikten şikâyet eder. Size yakınlık gösteren veya ağabeylik yapan oyuncular oldu mu?

Tabii ki oldu. İlk zamanlarımda stoper Kemal (Serdar) abi olmak üzere İsmail (Gökçek) abi destek verdiler. Daha sonra yaşça benden büyük oldukları için Orhan Çıkırıkçı ve Hami (Mandıralı) hoca da bana ilgi gösterdiler. Bana yardımcı oldular.
O Trabzon inadı dediğimiz bir hırsla yani illa yenmek için sahaya çıkmasaydık kazanabilirdik. Kontrolü kaybettiğimiz anlarda golleri yedik. Aslında sağlıklı düşünebilseydik beraberlik bile bize yetiyordu. Bunu değerlendiremedik. Sonrasında yaşadığımız travma çok daha acıydı. Maçtan sonra 3 gün idmana çıkmadık. Orhan Çıkırıkçı ile birlikte 3 gün boyunca kendimizi karartılmış bir odaya kapattık. Kendimize gelemedik bir türlü.

Size göre teknik direktör Şenol Güneş’in hatası var mıydı?

Böyle atmosferi yüksek maçlarda hocayı pek fazla suçlayamazsınız. Fakat dışarıdan bakıldığında sanki Şenol Hoca, sürekli ileriye gidin gibi bir görüntü verdi. Ancak maçı tekrar izlediğimizde aslında hocayı çok fazla duymadığımızı da söylemek mümkün. Yani saha içerisinde yoğun tezahürat yüzünden hocayı duyma şansınız çok fazla olmuyor. Başka şeylere konsantre oluyorsunuz. Maçı kazanma arzunuz çok yüksek. Açıkçası bu konuda herkesin hatası var.

1999 yılında takım arkadaşınız Abdullah Ercan ile birlikte sürpriz bir şekilde Fenerbahçe’ye gittiniz. Transfer sürecinde neler yaşandı?

Fenerbahçe’ye gitmeden önce tabii ki bazı görüşmeler yapılmıştı. Görüşmeler derken özellikle ben o dönemde Trabzonspor’da iyi bir seviyede değildim. Ama yine de kulübümle konuşmak ve sözleşmeyi uzatmak anlamında bir hamle yaptım. Ancak kulüpte bir muhatap bulamayınca artık burada işimizin bittiğini anladık.

O dönem kulüp başkanı Mehmet Ali Yılmaz mıydı?

Evet evet… Mehmet Ali Bey başkandı. Sonrasında Fenerbahçeli yöneticilerden Ali Yıldırım’la yaptığım telefon görüşmesi esnasında kendisine önce kulübümle konuşmak istediğimi söyledim. Fakat o benle birlikte Abdullah Ercan’ın bonservis paralarının ödendiğini söyledi. Açıkçası çok fazla bilgimiz dahilinde olmayan bir transfer oldu.

Peki taraftar tepkisinden çekinmediniz mi?

Hayır. Zaten herhangi bir tepki de olmadı. Çünkü size beklediniz değer verilmediği zaman çekinecek bir durumunuz olmaz. Siz orada iyisiyle kötüsüyle 9-10 yıl bir hizmet vermişsiniz. Bunun karşılığı bu olmaması gerekiyordu.

Sanırım bu ayrılık kararında bir cenaze töreninde taraftarlarla yaşadığınız olayın da etkisi var.

Evet… Böyle bir hadisenin yaşanmaması lazımdı. Fakat sonuçta bugün herkes nasıl, ‘Biz profesyoneliz. Orada da oynarız burada da oynarız’ diyorsa o dönemde de biz profesyoneldik.

2002 Dünya Kupası finalleri kadrosunda olmadığınızı öğrendiğinizde tepkiniz ne oldu?

Çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Neden kadroya alınmadığımı halen bugün de bilmiyorum. Bu konu benim içimde hep ukde kalacaktır. Eleme maçların hepsinde vardım. Kaptandım. Bana göre bir futbolcunun hayallerini çaldılar. Daha doğrusu çaldı.

-Kim çaldı? Şenol Güneş mi?

Şenol Hoca tabii ki… Sonuçta takımı açıklayan oydu.