Cilt kanseri vakaları son 10 yılda 50 kat arttı 

9 günlük bayram tatilini fırsat bilenler Bodrum, Çeşme, Foça, Didim, Kuşadası, Antalya sahillerini doldurdu. Bol bol denize giren tatilciler, bir yandan da güneşleniyor. Ama güneş bir yandan insan sağlığı için çok gerekli olsa da fazla güneş altında kalmak ise büyük risk. Hürriyet yazarı Fulya Soybaş da yazısında bu konuyu ele aldı. Fulya Soybaş’a konuşan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, son 10 yılda deri kanseri vakalarının 50 kat arttığını söyledi. Bu da haftada en az 3-4 tanılı hasta demek. Peki hem D vitamini alıp hem kanserden korunmak nasıl mümkün olacak? İşte yanıtı.

FAZLA GÜNEŞ DERİ HÜCRELERİNİN DNA’SINI BOZUYOR
“Çünkü güneş artık eskisi gibi dost değil” diyen Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, ekliyor: Azı karar çoğu kanser.
Hem erkek, hem kadında en sık görülen kanser türlerinden birinin deri kanseri olduğunu belirten Prof. Dr. Kutlubay, “Sebebi de yüzde 90 oranda güneş ışığı yani ultraviyole ışınlarıdır. Virüsler, yaralar, kimyasal ürün kullanımı ve çevresel diğer etkenlerin kansere etkisi sadece yüzde 10’dur. Psikolojimizi olumlu etkilemesinden tut, D vitamini sentezi, virüs, mantar ve bakterileri öldürmesine kadar güneş, hayat için elzem olsa da deri kanseri yapmasının yanı sıra alerjilere, deri lekelenmeleri ve döküntülerine, katarakta yol açabilir. 3 gün güneşlendiniz diye hemen yarın kanser olacak haliniz yok tabii ama güneşin deri içinde uzun yıllar birikmesine bağlı olarak bu hastalıklardan biri, hele de ilerleyen yaşlarda kaçınılmaz olabilir. Çünkü güneş deri içinde birikerek hücrelerin DNA’sında bir bozulma meydana getirir ve bu da çoğunlukla 30-40 sene içinde kendini göstermeye başlar.”

50’DEN FAZLA BENİ OLANLAR DİKKAT
Peki “Kimler daha dikkatli olmalı?” Yanıtı şu: “Açık tenliler, renkli gözlüler, kızıl saçlılar, güneşte bronzlaşacağına daha beter kızaranlar – ‘İskandinav tip’ diyoruz onlara, ailesinde kanser geçmişi olanlar, kendisinde Lupus gibi güneş ile tetiklenen hastalıklar, atipik benler ve vücudunda 50’den fazla normal – kahverengi beni olanların güneşten iyi korunması gerekir.”

İLK 20 YIL ÖNEMLİ
Prof. Dr. Kutlubay, bebeklik ve çocukluk döneminde de güneşten korunmanın önemine dikkat çekerek “Çünkü hayat boyu almamız gereken toplam ultraviyole desteğini ilk 20 yıl alırız. Bu dönem ne kadar az güneş, o kadar iyi. Bebek ve çocuklarda kabaran ve su tutan güneş yanıklarına da dikkat edilmeli” dedi.

ÖĞLE SAATLERİNDE GÜNEŞTEN KAÇININ
Prof. Dr. Zekayi Kutlubay’ın güneşten korunmak için önerileri ise şöyle:
-Öğle saatlerinde (11.00 – 16.00 arası) mümkün olduğunca güneşe çıkmayın, güneşlenmek için bu saatlerin öncesi ya da sonrasını tercih edin
-Öğle saatlerinde dışarı çıkmanız gerekiyorsa şapka takın, uzun kollu – paçalı kıyafetler kullanın, açık renkleri tercih edin. Bunu da yapamıyorsan en azından açıkta kalan kol ve bacak bölgelerine 15 faktör koruyuculu güneş kremi sürün.

YARIM SAAT YETER
Yapılan çalışmalara göre günlük D vitamini ihtiyacı için ne kadar güneş görmek gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Kutlubay, şunları söyledi:
“‘Sanıyorlar ki saatlerce, boylu boyunca güneşin altında yatmak kışın onları hasta etmeyecek. Ne büyük yanılgı. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki saat 12 civarı dirsekten itibaren kollar ya da dizden itibaren ayakların bir yarım saat güneş görmesi günlük D vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterlidir.”

HANGİ GÜNEŞ KREMİ VE NASIL KULLANILMALI?
Peki “kimyasal içerikli olanlar hasta ediyor” diye şehir efsanesi de kafaları karıştırırken hangi güneş kremi kullanılmalı? Prof. Dr. Kutlubay’ın bu soruya yanıtı da şöyle:
“2 çeşit güneş kremi var. Birincisi fizikseller; sürünce yoğurt gibi, deride tabaka oluşturanlar. Çinko ya da titanyumoksit gibi maddeler içerirler. Ultraviyole ışınlarını yansıtarak, ışınların deriden geçmesini engellerler. İkincisi de kimyasallar; sürer sürmez emilenler. Güneş ışığını emerek hücrelere nüfuz ederler. Elbette içeriklerini kontrol etmekte ve bilinen markalar almakta, merdiven altı üretime dikkat etmekte fayda var, zaten Bakanlık da denetimler yapıyor ama bizdeki kafa karışıklığı içeriğinden çok kremin nasıl kullanılacağı ile alakalı. “Sabah sürdüm” deyip, sürülen o iki damla kremin tüm gün koruduğunu düşünüyoruz. Oysa 2-3 saatte bir yenilenmesi şart yoksa hiçbir işe yaramaz. Ekleyeyim: SPF değerinin; 30-40-50 faktör olması sizi güneşten daha iyi koruduğu anlamına gelmez. SPF 15+ yüzde 95 koruma sağlarken markette daha pahalı olan SPF 30+ kremler yüzde 99 koruyor.”

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx