Rusya basınında geçen hafta: ‘Orta koridorun geleceği’

Hazal Yalın

Bir haftalık format değişikliğinin ardından klasik sunuma geçebiliriz.

Üç yazımız var. Kommersant, Çin-Avrupa koridorları meselesine bakıyor ve Kazakistan’ın AB ile birlikte “orta koridor” oluşturma çabasını inceliyor. Bu son derece önemli, zira Kazakistan’ın geleceğini ilgilendiriyor. Şimdilik harareti gizleniyor olsa da Rusya-Kazakistan arasındaki ilişkiler, Kazakistan’ın bu ve benzeri adımlarına bağlı; bu adımlar Moskova’da, AB’nin Kazakistan eliyle Rusya’yı bloke etme çabası olarak görülüyor.

İkinci yazı, Nezavisimaya Gazeta’dan. Nezavisimaya, yeni Ankara hükümetinin iki temel hedef güttüğü kanısında. İçeride iktisadi krizin etkilerini hafifletmeye, dışarıda ise Ukrayna meselesinde arabuluculuk misyonunu geliştirmeye çalışıyor. Bu ikincisi, Erdoğan’ın Kahovka’da uluslararası soruşturma komisyonu kurulması önerisine Kiev rejiminin Dışişleri Bakanı Dmitriy Kuleba’nın sert, kaba ve aşağılayıcı tepkisinde görüldüğü gibi, Kiev tarafında duvara çarpabilir.

Üçüncü yazı, Rusya Federasyonu Komünist Partisi lideri Gennadiy Zyuganov ile yapılmış bir mülakatın özeti. Mülakat, sol güçleri KP etrafında toplamayı hedefleyen “sol-yurtsever güçbirliğine” yakın Svobodnaya Pressa’da yayınlandı. Rusya’da solun Ukrayna ve iktidar meselelerine bakışını anlamak bakımından önemli.

‘Orta koridorun geleceği’

Rusya ile AB arasında Kazakistan’la yakın ilişki kurmak üzerine yapılan rekabet artıyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Orta Asya ile ulaştırma yollarının geleceğine dair yeni bir araştırmasında, Güney Kazakistan üzerinden geçen “Orta Trans-Hazar ağını” Trans-Avrupa ulaştırma ağıyla entegrasyon için en uygun seçenek olarak tanımladı. Kazakistan Devlet Başkanı Kasım-Jomart Tokayev de geçtiğimiz hafta “Avrupalı ortaklarla” birlikte çalışmaya hazır olduklarını teyit etti. AB’nin Çin-AB ulaştırma koridorlarına alternatif konfigürasyonlar oluşturma arzusuna rağmen meseleyi çözülmüş saymak için çok erken: Rusya da bu istikametin geliştirilmesi üzerinde çalışıyor, Kuzey Deniz Yolu’nun “transit potansiyeline” tam bir hakimiyet tesis ediyor. Hangi yolun Çin için daha tercih edilir olacağı, herhalde, büyük ölçüde siyasi değil ama iktisadi unsurlara bağlı olacak.

“Orta Trans-Hazar ağı” [Rusça kısaltmasıyla TMTM – H.Y.], “orta koridor” diye de anılıyor. TMTM, Çin, Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Avrupa ülkeleri üzerinden geçiyor. Ön değerlendirmelere göre yolun kesintisizliğini sağlamak üzere belirgin şekilde iyileştirilmesi için 18,5 milyar avro yatırım gerekli. Bunun önemli bölümünü AB üstlenmeye hazır. …

TMTM’nin geliştirilmesi Kazakistan’a petrol ihracat yollarını çeşitlendirmesi için de gerekli. Bunun yüzde 80’i şu anda Rusya tarafından kontrol edilen Hazar Boru Hattı Konsorsiyumundan [Rusça kısaltmasıyla KTK – H.Y.] geçiyor. … (K. Borovikova / Kommersant, 6 Haziran)

‘Ankara Ukrayna meselesinde arabuluculuk rolünü güçlendirmeye çalışıyor’

Türkiye’de genel seçimlerin arkasından yapılan ilk Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, ekonomideki kriz görüngülerinin belirgin şekilde derinleşmesiyle gölgelendi. Türk lirası 8 Haziran sabahı yeni bir rekor kırdı ve doların değeri 23,4 liraya yükseldi. Bir önceki gün piyasalar 23,3 liradan kapanmıştı. Medya kuruluşlarının değerlendirmelerine göre cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunun yapıldığı 28 Mayıs’tan beri Türk lirası yüzde 17 değer kaybetti. Bu, reform zaruretini tekrar gündeme getirdi. Erdoğan hükümetindeki ekonomi bloğu “rasyonel temelde” siyasete dönmeyi vaat ediyor, ancak pek çok şey bloğa sunulan manevra alanının büyüklüğüne bağlı. …

MGK gündeminde… Ukrayna’da çözüm meselesi özel bir önem taşıyordu. Kahov hidroelektrik santralinin yıkılması, Türk diplomasisinin yeni bir müdahalesini gerektirdi. Bu çabaların başında şimdi MİT’in eski başkanı Hakan Fidan var. Bu şartlarda Türkiye’yi sadece, süresi önümüzdeki ay sona erecek olan hububat anlaşmasının geleceği değil, Ukrayna’da yeni inisiyatiflerin ortaya konması da endişelendiriyor.

Erdoğan bir önceki gün Putin ve Zelenskiy ile telefon görüşmeleri yapmış ve Kahov HES ile ilgili bağımsız bir soruşturma süreci başlatılmasını önermişti. …

Ancak 8 Haziran’da Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitriy Kuleba, uluslararası komisyon fikrini epey sert bir tavırla reddetti ve bunun, Rusya ile bir eşantiyon oyunu olduğunu söyledi. …

Rusya Uluslararası Meseleler Konseyi uzmanı Kirill Semyonov’un Nezavisimaya Gazeta’ya açıkladığına göre: “Ankara, Kahov HES etrafındaki durumda kendi geleneksel arabulucu misyonunu geri kazanmaya çalışıyor. Semyonov’a göre: “Türkiye bu istikamette bir adım önermemiş olsa tuhaf olurdu. Ukrayna krizine yaklaşımını belirleyen şu: Bütün keskin dönemeçlerde objektif bir arabulucu rolü oynamak. Bence bu, diğer ülkeler Moskova’yı suçlamaya başlamış, Moskova ise Kiev’i suçlayan beyanlar vermekteyken, prensipte biricik doğru tutum.” … (İ. Subbotin / Nezavisimaya Gazeta, 8 Haziran)

‘Rota değişikliği gerekli’

Hitler, hesaplarını halkın yok edilmesi üzerine kurmuştu; Anglosaksonlar ise doğrudan doğruya Rus dünyasını, bu büyük kültürü, devletliliği, özgün Sovyet deneyimini yok ediyorlar. Ukrayna’da Rusça kitapların yakılması karakteristiktir: 10 milyondan çok kitabı yok ettiler. Nazileri bile geride bıraktılar. Esasen küresel sermayenin Rusya’ya karşı savaşı devam ediyor. Bu son derece ciddiye alınmalı. Putin’in 9 Mayıs konuşmasında bize karşı gerçek bir savaş yürütüldüğünü söylemesi tesadüf değil. Ama ertesi gün basın sekreteri Peskov, savaş olmadığını, özel harekât yürüttüğümüzü söyledi. …

Bu süre boyunca Rusya hava kuvvetleri düşmanın yaklaşık 670 uçak ve helikopterini yere indirdi. Bu, büyük bir hava ordusudur. Yaklaşık 5 bin topçu ve obüs sistemini yok etti. Bu, 4 ordu yapar. Tank ve zırhlı olarak 9,5 araç yok edildi. Bu, 2 tank ve 5 konvansiyonel ordu eder. Son olarak da nakliye araçları kaleminde 10 bin adet.

Toplama bakılırsa, bu, Avrupa’daki NATO ülkelerinin modern bir ordu grubudur. Bu nedenle ordumuza şükran duymak gerek: bu çok önemli bir yekûn. Ama şunu da hatırlamak gerek: bütün bu başarılı eylemlere rağmen özel askeri harekâtın başlıca hedefi yerine getirilmedi: Ukrayna’nın denazifikasyonu ve demilitarizasyonu. …

Bunun yerine getirilmesi, bütün kuvvetlerin, bütün kaynakların tam anlamıyla seferber edilmesini gerektiriyor. Ve gerçekte neler olup bittiğinin derin bir kavrayışını. Ne yazık ki iktidar, Ukrayna’da cehennem kötülüğüyle savaştığımızı kavramış değil. Böyle bir kavrayış olmayınca, net bir strateji, etkili bir yönetim olmayınca, hedefin yerine getirilmesi her gün daha da zorlaşıyor. …

Kokainmandan başka bir şey olmayan Zelenskiy, onun yakın çevresi; bunlar bütün insanlığın düşmanlarıdır. İktidara geldikleri Ukrayna halkı da dahil. Bu nedenle üç kilit görevi yerine getirmek için her şeyi yapmak gerek. … Bu görevler, kuvvet ve kaynakların mobilizasyonu, halkın esirgenmesi ve toplumun azami kenetlenmesi. Bütün bunlar, egemenliğimizin temini için zaruridir. …

Özellikle altını çizmek isterim: sadece komünistlerin tarihinde faşistlere karşı zafer vardır. Ve biz, o zaman olduğu gibi, bu mücadelenin örneklerini sergiliyoruz. Hatırlatırım: Kızıl Ordu Berlin’e saldırdığında her iki askerden biri komsomolcu veya komünistti. Bu, bugün de, 21’inci yüzyılda Nazizmle mücadelede çocuklarımız için esin verici bir örnektir. …

İktidar partisinin zafer için kararlı şekilde mücadele etmiyor olması endişe veriyor. … Sermaye çıkışının durdurulmasını önerdik, ama devam ediyor; sadece geçen yıl yurtdışına 261 milyar dolar aktı. Ve sadece bizdeki oligarklar, özel askeri harekâtın bir yılında zenginleştiler. 2022 başında toplam varlıkları 350 milyar dolardı, şimdi 500 milyar dolar. …

Bir rota değişikliği gerekli. En tehlikelisi, II’nci Nikolay’ın iradesizliğini, Hruşçov’un alıklığını, Gorbaçov ve Yeltsin’in yaltakçılığını tekrar etmek. … (Svobodnaya Pressa, 9 Haziran)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir